Home / Tamamlayıcı Tıp / Otoimmün Hastalıklar: Çeşitleri, Nedenleri, Belirtileri

Otoimmün Hastalıklar: Çeşitleri, Nedenleri, Belirtileri

Bir otoimmün hastalık, bağışıklık sisteminizin yanlışlıkla kendi organlarına, hücrelerine saldırdığı bir durumdur. Bağışıklık sistemi normal olarak bakteriler ve virüsler gibi mikroplara karşı koruma sağlar. Bu yabancı işgalciler vücuda girdiği zaman, sistem onlara saldırmak için savaş hücreleri ordusu gönderir. Normal koşullarda bağışıklık sistemi kendi hücreleri ve yabancı hücreler arasındaki farkı anlar ancak bir otoimmun hastalık durumunda bağışıklık sistemi vücudun bir organını veya hücresini yabancı olarak algılar ve onunla savaşması için otoantikorlar üretir. Bazı otoimmün hastalıklar sadece bir organı etkilerken (tip 1 diyabet sadece pankreası etkiler), diğerleri bir çok organı etkileyebilir.

Nedenleri

Bağışıklık sisteminin neden kendi organ ve hücrelerini yabancı olarak algılayıp saldırdığı henüz bilinmiyor. Enflamasyonu arttran beslenme düzeni, bağırsaklardaki faydalı bakterilerin azalması, kimyasallara fazla maruz kalma, çocukların fazla steril ortamlarda yetiştirilmesi ve dolayısıyla vücudun erken yaşlarda tanışması gereken mikroplarla tanışamıyor olması gibi bir takım teoriler ortaya atılmış olsa da, bunların hiçbiri henüz bilimsel düzeyde kanıtlanmış değil.

Teşhis

Otoimmün hastalıkların teşhisi çok kolay değildir. Tek başına hastalığı doğrulayan bir test olmadığı için, çeşitli kan testleri ile beraber hastanın öyküsü ve yaşadığı belirtiler de çok önemlidir. ANA testi (Antinükleer Antikor Testi) otoimmun hastalıkların teşhisinde ilk başvurulan kan testlerinden biridir ancak tek başına teşhis koydurmaz. Yani, testin pozitif çıkması bir otoimmun hastalığına sahip olma ihtimaliniz olduğuna işaret eder ancak bunun hangi hastalık olduğunu söylemez. ANA testi pozitif çıktıktan sonra şikayet ve belirtilere göre ileri tetkikler yapılır.  ANA ile beraber vücuttaki enflamasyonu ölçmek için CRP (C Reactive Protein) testi ve ESR (Erythrocyte Sedimentation Rate – Eritrosit Çökme Hızı) testi birincil teşhis aşamasında yapılabilir.

Tedavi

Otoimmun hastalıkların tedavisi genel olarak enflamasyonu azaltma ve bağışıklık sistemini baskılama üzerine kuruludur. Enflamasyonu azaltmak için nonsteroid antienflamatuar ilaçlar (ibuprufen, naproksen vb.) kullanılır.

En Sık Rastlanan Otoimmün Hastalıklar

Şu ana kadar bilinen 80’den fazla otoimmün hastalık vardır. Bunlardan en sık karşılaşılanları şunlardır:

Tip 1 Diyabet: Bu hastalıkta bağışıklık sistemi pankreasa saldırarak çalışmasını ve kandaki şeker miktarını düzenleyen insülin hormonunu üretmesini engeller. Bu hastalığı olanların hayatta kalmak için her gün dışarıdan insülin takviyesi alması gerekir. Zira yüksek kan şekeri zamanla kalbe, sinir sitemine, gözlere, böbreklere ve damarlara zarar verir.

Lupus: Lupuslu insanlar vücudun her yerindeki dokulara yapışabilen otoimmün antikorlar geliştirirler. Eklemler, akciğerler, kan hücreleri, sinirler ve böbrekler lupusta sıklıkla etkilenir. Tedavisi, bağışıklık sistemini baskılayan steroidler aracılığı ile yapılır.

Romatoid ArtritBu hastalıkta bağışıklık sistemi hücreleri eklemlere saldırır ve iltihaplanma, şişlik ve ağrıya sebep olur. Tedavi edilmezse romatoid artrit kalıcı eklem hasarına neden olabilir. Tedavide, ağız yoluyla veya damara doğrudan enjekte edilen ve bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kullanılır.

İltihabi Bağırsak Hastalığı: Bağışıklık sistemi bağırsak duvarına saldırarak, ishal atakları, rektal kanama, acil bağırsak hareketleri, karın ağrısı, ateş ve kilo kaybına neden olur. Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı, IBH’nin iki önemli şeklidir. Oral ve enjekte edilen bağışıklık baskılayan ilaçlar IBH’yi tedavi edebilir.

Multipl Skleroz (MS):  Bu hastalıkta bağışıklık sistemi sinir hücrelerine saldırır ve kontrol altına alınmadığı takdirde körlük, güçsüzlük, koordinasyon bozuklukları gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Bağışıklık sistemini baskılayan çeşitli ilaçlar tedavide kullanılır.

Çölyak Hastalığı: Çölyak hastaları içinde gluten barındıran yiyecekleri yiyemezler. Bu hastalıkta vücuda gluten girdiği zaman, bağışıklık sistemi bağırsaklarda iltihap oluşturur. Tedavisi genel olarak glutensiz beslenmedir.

Haşimoto Tiroiditi: Bu hastalıkta bağışıklık sistemi tarafından üretilen antikorlar tiroid bezine saldırarak tiroid hormonu üretimini azaltır veya tamamen engellerler. Bu durumun sonucu olarak da hipotiroidizm ortaya çıkar. Tedavisi dışarıdan günlük olarak alınan sentetik tiroid hormonudur.

Graves Hastalığı: Bu hastalık da tiroid bezini etkileyen bir durumdur ancak bu durumda tiroid bezi çok fazla hormon üretir (Hipertiroidizm). Tiroid hormonun metabolizmayı düzenleyen ana hormonlardan biri olması nedeniyle, bu hastalıkta kilo verme, hızlı kalp atışı, sıcağa karşı duyarlılık ve sinir hali gibi belirtiiler görülür. Ayrıca hastaların ortalama %50’sinde ekzoftalmus adı verilen göz bölgesinin şişmesi durumu ortaya çıkar.

Guillain – Barre Sendromu: Bu sendromda, bağışıklık sistemi bacaklardaki ve bazen kollardaki ve üst vücuttaki kasları kontrol eden sinirlere saldırır. Plazmaferez denilen bir prosedürle kan filtrelemek, Guillain-Barre sendromunun ana tedavisidir.

Sjögren Sendromu: Bu sendromda bağışıklık sistemi eklemlere ve göz ve ağıza nem sağlayan bezlere saldırır. Bu sendromun alamet-i farikası kuru göz, ağız ve eklem ağrısıdır.

Myastenia Gravis: Bu hastalıkta beynin kasları kontrol eden sinirleri etkilenir. Hastalığın en belirgin belirtisi, hareket ettikçe güçsüzleşen kasların dinlenme ile yeniden gücüne kavuşmasıdır. Yüz hareketlerini ve yutkunmayı kontrol eden kaslar daha çok etkilenir.

Addison Hastalığı: Bu hastalıkta kortizol ve aldesteron hormonlarını üreten böbrek üstü bezleri etkilenir. Bu hormonların vücutta çok az üretilmesi vücudun korbonhidrat ve şekeri depolama şeklini etkiler. Belirgin belirtileri, güçsüzlük, yorgunluk, kilo kaybı ve kanda düşük kan şekeri seviyesidir.

Vaskülit: Bağışıklık sistemi damarlara saldırdığı zaman bu hastalık ortaya çıkar. Oluşan enflamasyon ile damarlar daralır ve daha az kan akışına sebep olur.

Pernisyöz Anemi: Bu hastalık, intrinsik faktör adı verilen ve bağırsaklardan B12 vitaminin emilimini sağlayan bir proteini etkiler. B12 vitamini olmadan vücut yeterince alyuvar üretemez. Bu hastalık daha çok ilerleyen yaşlarda ortaya çıkar.


 

About editor

Check Also

Yeni tanımlanan bir otoimmün hastalık: IGG4 ilişkili hastalık

Vücudu mikroplardan korumak için evrilmiş bağışıklık sisteminin, anormal faaliyete geçerek dokulara saldırdığı hastalıklara otoimmün hastalık …

Bir cevap yazın