Home / Vaskülitler / Henochschönlein purpurası / Çocuklarda Henoch-Schönlein Purpurası: 50 Olgunun Retrospektif Değerlendirilmesi

Çocuklarda Henoch-Schönlein Purpurası: 50 Olgunun Retrospektif Değerlendirilmesi

Metin Kaya GÜRGÖZE1, Mehmet GÜNDÜZALP2
1Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Nefroloji Bilim Dalı, ELAZIĞ, Türkiye
2Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, ELAZIĞ, Türkiye
Anahtar Kelimeler: Henoch-Schönlein purpurası, vaskülit, çocuklar, Henoch-Schönlein purpura, vasculit, children
Özet
Amaç: Henoch-Schönlein purpurası başlıca çocukları etkileyen sistemik bir vaskülittir. Çalışmada Henoch-Schönlein purpurası tansı ile izlenen çocukları epidemiyolojik ve klinik özelliklerini değerlendirmeyi amaçladık.Gereç ve Yöntemler: Henoch-Schönlein purpurası tanısı alan tüm çocukların epidemiyolojik, klinik, laboratuar bulguları ve tedavi bilgileri dosya kayıtları incelenerek elde edildi.

Bulgular: Yaşları 1.5 ile 16.5 arasında değişen 50 çocuk çalışmaya dahil edildi. Hastaların ortalama yaşları 7.9±3.6 yıl idi. Hastalarda en sık görülen bulgu purpura idi. Eklem tutulumu ve gastrointestinal tutulum hastalarda % 92 ve % 62 olarak belirlendi. Renal tutulum hastaların 10’nunda (% 20) meydana geldi. Bunların birinde şiddetli böbrek tutulumu oluştu. En sık görülen laboratuar anormalikleri lökositoz (%78), eritrosit sedimantasyon yüksekliği (% 48) ve IgA (% 26) yüksekliği idi.

Sonuç: Hastaların epidemiyolojik ve klinik bulguları literatürdekilerle benzerlik gösteriyordu. Şiddetli böbrek tutulumu çocukların küçük bir kısmında olmasına rağmen, prognozu genellikle iyidir.

Giriş
Henoch-Schönlein purpurası (HSP), özellikle cilt, eklem, gastrointestinal sistem ve daha seyrek olarak da böbrekleri tutabilen çocukluk çağının en sık görülen vaskülitidir. Oluşan vaskülit küçük çaplı damarları tutan, IgA içeren immün komplekslerin ve komplemanın depolandığı lökositoklastik anjitis ile karekterizedir. İki yaşın altında görüldüğünde klinik olarak benzer seyir gösterse de akut infantil hemorajik ödem olarak da adlandırılmaktadır1.İnsidansı, yılda 14-18/100 000 çocuk olarak bildirilmiştir2. Etiyolojisi bilinmemesine rağmen, enfeksiyöz nedenler, aşılar, ilaçlar, besinler ve böcek ısırması gibi çeşitli etkenlerin HSP’nı tetiklediği bildirilmiştir3. HSP’nın doğal seyrinde çoğu vakada spontan iyileşme olmaktadır. Ancak şiddetli gastrointestinal ve renal tutulumu olan olguların tedavi edilmesi ve izlenmesi gerekmektedir47.

Bu çalışmada kliniğimizde izlediğimiz HSP olgularının epidemiyolojik, klinik ve laboratuar özellikleri açısından incelemeyi ve literatür bulguları ile karşılaştırmayı amaçladık.

Materyal ve Metot
Mayıs 2007 ile ağustos 2009 tarihleri arasında hastanemiz Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları kliniğine başvuran ve HSP tanısı alan 50 çocuk epidemiyolojik, klinik ve laboratuar özellikleri açısından Çocuk Nefroloji ve Romatoloji polikliniğimiz tarafından izleme alındı. Hastalarımız ilk altı ay süre ile her ay görülmesi koşulu ile en az bir yıl izlemde değerlendirildi. HSP tanısı, palpabl purpura varlığında sayılan diğer dört kriterden [1. Karın ağrısı, 2. Artrit/artralji, 3. Renal tutulum (hematüri ve/veya proteinüri), 4. Biyopside IgA depolanması görülmesi] en az birisinin birlikte olması koşulu ile konuldu8.Hastaların cinsiyetleri, yaşları, tanı tarihleri, hastalık öncesinde enfeksiyon öyküsü, aşı veya böcek ısırması olup olmadığı ve başvuru şikayetleri kaydedildi. Hastalığın hem başlangıcında hem de seyri sırasında cilt, eklem, böbrek, gastrointestinal sistem ve diğer sistem tutulumlarına ait klinik bulguları ayrıntılı olarak incelendi ve kaydedildi. Daha çok alt ekstremitede yoğunlaşan, simetrik ve purpurik döküntüler karakteristik döküntü olarak kabul edildi. Artralji ve/veya artrit olması eklem tutulumu, karın ağrısı ve/veya gaitada gizli kan, melena ve hematemez olması gastrointesitinal tutulum olarak kabul edildi. Renal tutulum hastalığın seyri sırasında ortaya çıkabilecek bulgulara göre tanımlandı. Mikroskopik hematuri (>5 eritrosit/40’lık büyütmede) ve/veya hafif proteinüri (4-40mg/m2/saat) varlığı, hafif nefropati olarak ifade edildi. Nefrotik sendrom (>40mg/m2/saat, proteinüri) ve/veya nefritik sendrom durumunda ise ağır nefropati olarak kabul edildi.

Hastalığın akut döneminde tam kan sayımı, eritrosit sedimantasyon hızı, kompleman düzeyleri, serum IgA ve IgE düzeyleri, antistreptolizin O (ASO), antinükleer antikor (ANA), tam idrar tetkiki ve gaitada gizli kan pozitifliğine bakıldı.

Tüm veriler bilgisayar ortamında SPSS 12.0 kullanılarak analiz edildi. Veriler, ortalama±standart sapma olarak ifade edildi.

Bulgular
Çalışmaya alınan 50 (27 erkek, 23 kız, erkek/kız; 1.17) hastanın verileri incelendi. Hastaların yaşları 1.5-16.5 yıl arasında olup ortalama 7.9±3.6 yıl olarak belirlendi. HSP’nın başvuru mevsimi olarak en sık sonbahar 17 (% 34), en az görüldüğü mevsim olarak yaz ayları 8 (% 16) olduğu görüldü. Hastalığın başlamasından önce 23 (% 46) olguda geçirilmiş enfeksiyon öyküsü mevcuttu. Hiçbir hastamızda aşı veya böcek ısırması öyküsü yoktu. İki hastamızda eşlik eden hastalık öyküsü belirlendi. Bu hastalardan birinde ailevi akdeniz ateşi diğerinde ise akciğer tüberküloz enfeksiyonu olduğu öğrenildi. Çalışmadaki hastalarımızın epidemiyolojik verileri Tablo 1‘de görülmektedir.


Büyütmek İçin Tıklayın
Tablo 1: Olguların epidemiyolojik özellikleri.

Başvuran tüm hastalarda peteşiden ekimoza kadar değişebilen purpurik döküntüler gözlendi. Hastalarımız başvuru semptomları arasında döküntü ile birlikte kaseklem ağrısı 45 (% 90), karın ağrısı 36 (% 72), ateş 11 (% 22) ve baş ağrısı 11 (% 22) vardı. Eklem tutulumu 46 (% 92) hastada artralji ve/veya artrit şeklinde olduğu belirlendi. Gastrointestinal sistem tutulumuna ait bulguların 31 (% 62) hastada olduğu görüldü. Renal tutulum olduğu belirlenen 10 (% 20) hasta izlemde değerlendirildi. Bu hastalardan birinde nefrotik sendrom tablosu oluştuğu için böbrek biyopsisi yapıldı. Bir hastamız izlemde konvülziyon ile başvurdu. Bu hastamızın görüntülemesinde santral sinir sistemi vasküliti geliştiği belirlendi. Hastaların klinik bulguları Tablo 2‘de verildi.


Büyütmek İçin Tıklayın
Tablo 2: Olguların klinik bulguları.

Olguların başvuru dönemi ve izleminde muayeneleri yapıldıktan sonra laboratuar bulguları istenerek değerlendirildi. Lökositoz 39 olguda (% 78), anemi 1 olguda (% 2) ve eritrosit sedimantasyon yüksekliği 24 olguda (% 48) saptandı. İki olguda C3-C4 düşüklüğü belirlendi. Bu olgularda renal tutulum gözlenmedi ve izlemlerinde kompleman düzeyleri normal sınırlara geldi. Olguların laboratuar özellikleri Tablo 3‘de verildi.


Büyütmek İçin Tıklayın
Tablo 3: Olguların laboratuar özellikleri *

Hastaların tedavisinde cilt tutulumu olanlar medikal tedavi verilmeden istirahat önerilerek izleme alındı. Eklem tutulumu olanlara ağrıyı azaltmak için nonsteroid antiinflamatuar ilaç başlandı. Gastrointestinal tutulumu olanlara hidrasyon ve gerekirse kortikosteroid tedavi verildi. Renal tutulumu olan ve biyopsi yapılan hastaya kortikosteroid ve siklofosfamid başlandı. Santral sinir tutulumu olan hasta destek tedavisi ve kortikosteroid tedavisi ile kontrol altına alınabildi.

Tartışma
Henoch-Schönlein purpurası (HSP), 19. yüzyılın başında tanımlanmış olmasına rağmen henüz etiyolojisi tam olarak aydınlatılamamıştır. Erişkinlere göre çocuklarda çok daha sık görülmektedir. Genellikle 5-15 yaşları arasında, ortalama 5-6 yaş civarında ortaya çıktığı bildirilmektedir1,1116. Çalışma grubumuzdaki olgular 1.5-16.5 yıl arasında olup yaş ortalaması 7.9±3.6 yıl idi. Hastalıkta erkek/kız oranı 1.5:1 olarak verilmekte ve erkek çocuklarda daha sık görüldüğü düşünülmektedir9,10. Bu çalışmadaki erkek/kız oranının literatür ile uyumlu olduğu görülmüştür.Henoch-Schönlein purpurası (HSP)’nın sonbahar ve ilkbahar aylarında daha sık görüldüğü bildirilmektedir1117. Hastalığın etiyolojisinde rol oynadığı düşünülen üst solunum yolu enfeksiyonlarının bu mevsimlerde artış gösterdiği göz önüne alındığında, sonbahar mevsiminin öne çıkması anlamlı olarak değerlendirildi. Aşı ve böcek ısırması gibi tetikleyici faktörlerden literatürde bahsedilmesine karşın, çalışma hastalarımızda böyle bir öykü veya bulguya rastlanmamıştır.

Henoch-Schönlein purpurası (HSP)’da alt ekstremitelerde yoğunlaşan ve küçük peteşilerden geniş ekimozlara kadar değişebilen purpurik döküntü karakteristik olduğundan, genellikle tanı koydurucudur. Çalışmamızda olduğu gibi, literatürdeki çeşitli yayınlarda nontrombositopenik palpabl purpuranın olguların hepsinde görülen tek bulgu olduğu bildirilmiştir1113,18. Eklem tutulumu en sık rastlanan ikinci bulgu olarak bildirilmektedir1113,18. Çalışma hastalarımızda cilt bulgusundan sonra en fazla görülen bulgu olarak, olguların %92 ‘sinde eklem tutulumu olduğu görülmüştür. Bu oran daha önceki çalışmalardaki oranların oldukça üzerindedir10,11,19. Gastrointestinal tutulum daha önce bildirilen çalışmalardaki oranlara benzer şekilde olduğu görüldü10,20. Ancak gastrointestinal tutulumu olan olgularımızın hiçbirinde cerrahi komplikasyon olarak gelişen invajinasyon tablosu görülmemiştir. Cerrahi komplikasyon geliştiğinde yapılan laparotomi insidansı, daha önceki çalışmalarda %5 ile %22.4 arasında bildirilmektedir21,22. Renal tutulum oranları %15-62 arasında bildirilmektedir2325. Renal tutulumun hastalığın ilk dört haftasında en sık ortaya çıktığı ve persistan purpura ve/veya ciddi gastrointestinal tutulumu olanlarda olasılığının arttığı bildirilmektedir26. HSP nefriti genellikle kendiliğinden düzelen mikroskopik hematüri ve/veya hafif proteinüri şeklinde görülür. Eğer başlangıçta masif proteinüri ve nefrotik veya nefritik sendrom bulguları varsa, oldukça hızlı bir seyir gösterebilir. Ancak yapılan çalışmalarda HSP’na bağlı son dönem böbrek yetmezliği sıklığı %0-3 arasında bildirilmektedir23,27. Hastalarımızda renal tutulum sıklığı bir çok çalışmadakilere benzer olarak, olguların %20’sinde görüldü ve sadece bir hastamızda nefrotik sendrom tablosu oluştu10. Bu hastaya yapılan biyopside HSP’nın renal tutulumu class III olduğu görüldü28.

Henoch-Schönlein purpurası (HSP) tanısında laboratuar testleri yardımcı olarak kullanılır. Biyopsi dışındaki testler kesin tanı koydurucu değildir. Olguların % 78’inde lökositoz olması ve %46’sında geçirilmiş enfeksiyon öyküsü olması tetikleyici faktör olarak enfeksiyonların etkisini gösterebilmektedir. Eritrosit sedimantasyon yüksekliği daha önceki çalışmalarla benzerlik gösteriyordu1,10,11,18. HSP’da oluşan vaskülitte IgA birikimi olduğu bilinmektedir. Serum IgA yüksekliği literatürde %22-40 oranında bildirilmiş olup, çalışmamızda benzer oranlarda görülmüştür10,12,18.

Henoch-Schönlein purpurası (HSP)’da hastalar genellikle destek tedavisi ile düzelirler. Olgularımız çoğu yatak istirahati, hidrasyon ve nonsteroid antiinflamatuar ilaçlardan yarar görmüşlerdi. Ayrıca gereken olgularda kortikosteroid tedavisi de eklenmiştir. Sadece nefrotik sendrom tablosu gelişen ve biyopsi yapılan olgumuzun tedavisinde kısa süreli siklofosfamid verilmiştir.

Sonuç olarak, HSP’da çoğunlukla geçirilen bir enfeksiyonun tetiği çektiğini, sonbahar mevsiminde sık görülebileceğini, özelikle cilt ve eklem tutulumu başta olmak üzere tüm sistemleri tutabileceği, kısa dönemde prognozunun iyi olduğu ve çoğunluğunun sekelsiz iyileşebildiği görülmüştür. HSP iyi huylu bir hastalık olmasına rağmen başta renal tutulum olmak üzere gelişecek komplikasyonlar açısından yakın takip edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Kaynaklar

1) Cassidy JT, Petty RE. Leukocytoclastic vasculitis. In: Cassidy JT, Petty RE, editors. Textbook of pediatric Rheumatology. 5 th ed. W.B. Saunders Co. Philadelphia. 2005, p.496-501.

2) Peru H, Soylemezoglu O, Bakkaloglu SA, et al. Henoch Schonlein purpura in chilhood: clinical analysis of 254 cases over a 3-year period. Clin Rheumatol 2008; 27: 1087-1092.

3) Lahita RG. Influence of age on Henoch Schönlein purpura. Lancet 1997; 350:1116-1117.

4) Szer IS. Henoch- Schönlein purpura: when and how to treat? J Rheumatol 1996; 23:1661-1665.

5) Ronkainen J, Nuutinen M, Koskimies O. The adult kidney 24 years after childhood Henoch.Schönlein purpura: a retrospective cohort study. Lancet 2002; 360:666-700.

6) Ronkainen J, Ala-Houhala M, Huttunen NP, et al. Outcome of Henoch.Schönlein nephritis with nephrotic-range proteinuria. Clin Nephrol 2003; 60:80-84.

7) Goldstein AR, White RH, Akuse R, Chantler C. Long term followup of childhood Henoch.Schönlein nephritis. Lancet 1992; 339:280-282.

8) Ozen S, Ruperto N, Dillon MJ, et al. EULAR/PReS Endorsed consensus criteria for the classification of childhood vasculites. Ann Rheum Dis 2006; 65: 936-941.

9) Tizard EJ. Henoch-Schönlein purpura. Arch Dis Child 1999; 89: 380-383.

10) İnal A, Yılmaz M, Kendirli SG, et al. Henoch-Schönlein purpurası tanısı olan çocukların klinik özellikleri. Erciyes Tıp Dergisi 2009; 31: 153-161.

11) Saulsbury FT. Henoch Schönlein purpura in children: report of 100 patients and review of the literature. Medicine 1999; 78:395-409.

12) Sano H, Izumida M, Shimizu H, Ogawa Y. Risk factors on renal involvement and significant proteinuria in Henoch Schönlein purpura. Eur J Pediatr 2002; 161:196-201.

13) Calvino MC, Llorca J, Garcia-Porrua C, et al. Henoch Schönlein purpura in children from northwestern Spain: a 20-year epidemiologic and clinical study. Medicine 2001; 80:279-290.

14) Abdel-Al YK, Hejazi Z, Majeed HA. Henoch Schönlein purpura in Arab children. Analysis of 52 cases. Trop Georg Med 1990; 42:52-57.

15) Gardner-Medwin JM, Dolezalova P, Cummins C, Southwood TR. Incidence of Henoch Schönlein purpura, Kawasaki disease and rare vasculitides in children of different ethnic origins. Lancet 2002; 360:1197-1202.

16) Dolezalova P, Telekesova P, Nemcova D, Hoza J. Incidence of vasculitis in children in the Czech republic: 2-year prospective epidemiology survey. J Rheumatol 2004; 31:2295-2299.

17) Garcia-Porrua C, Calvino MC, Llorca J, Couselo JM, Gonzalez Gay MA. Henoch Schönlein purpura in children and adults: clinical differences in a defined population. Semin Arthritis Rheum 2002; 32:149-156.

18) Trapani S, Micheli A, Grisolia F, et al. Henoch Schönlein purpura in childhood: epidemiological and clinical analysis of 150 cases over a 5-year period and review of literature. Semin Arthritis Rheum 2005; 35:143-153.

19) Robson WL, Leung AK. Henoch Schönlein purpura. Adv Pediatr 1994; 41:163-194.

20) Erdag GC, Vitrinel A, Yeşiltepe G, Gürsu DA, Ağzıkuru T, Akın Y. Henoch Schönlein Purpuralı 101 olgunun retrospektif değerlendirilmesi. Bakırköy Tıp Dergisi 2007; 3:10-14.

21) Cull DL, Rosario V, Lally KP, Ratner I, Mahour GH. Surgical implications of Henoch.Schönlein purpura. J Pediatr Surg 1990;25:741-743.

22) Martinez-Frontanilla LA, Silverman L, Meagher DP. Intussusception in Henoch.Schönlein purpura: diagnosis with ultrasound. J Pediatr Surg 1988; 23:375-376.

23) Stewart M, Savage JM, Bell B, McCord B. Long term renal prognosis of Henoch.Schönlein purpura in an unselected childhood population. Eur J Pediatr 1988; 147:113-115.

24) Mollica F, Li Volti S, Garozzo R, Russo G. Effectiveness of early prednisone treatment in preventing the development of nephropathy in anaphylactoid purpura. Eur J Pediatr 1992; 151:140-144.

25) Scharer K, Krmar R, Querfeld U, Ruder H, Waldherr R, Schaefer F. Clinical outcome of Schönlein.Henoch purpura nephritis in children. Pediatr Nephrol 1999; 13:816-823.

26) Kaku Y, Nohara K, Honda S. Renal involment in Henoch-Schönlein purpura: A multivariate anlysis of prognostic factors. Kidney Int 1998; 53: 1755-1759.

27) Mills JA, Michel BA, Bloch DA, Calabrese LH, Hunder GG, Arend WP. The American College of Rheumatology 1990 criteria for the classification of Henoch Schönlein purpura. Arthritis Rheum 1990; 33:1114-1121.

28) Coppo R, Amore A. Henoch-Schönlein Purpura. In: Avner ED, Harmon WE, Niaudet P, editors. Pediatric Nephrology, fifth edition. Lippincott Williams-Wilkins. Philadelphia. 2004, p.851-863.

About editor

Bir cevap yazın